3 Ekim 2012 Çarşamba

SÖYLE, EY İNSANOĞLU!....

Doç. Dr. M. Emin Ceylan, Psikiatrist-Farmakolog

Sayın M. Emin Ceylan
Bu mektubu, aşağıda etraflıca açıklanan hastalığıma tanı koymanız için yazıyorum. Bu hastalıktan kurtulmama, sağlığıma kavuşmama yardımcı olursanız minnettar kalırım…
HASTALIĞIM:
Sokaklarda (kamusal alanda) çöp, izmarit ve değerlenebilir katı atıkları topluyorum. Kavşaklarda kırmızı ışık kuralını ihlâl edenleri, ekmek ve benzeri yiyecekleri elle seçenleri uyarıyorum. Poşet ve pet şişe kullanımına ve tüketim çılgınlığına son vermek için çalışıyorum.
Başkanı Ferit Şahenk’e önceki Meclis Başkanlarında Köksal Toptan’ın TBMM Hizmet Ödülü verdiği Doğuş Grubu ve Total Benzincisi gibi firmaların kamusal alana tecavüz ederek yaptıkları yolsuzlukları önlemek için adeta bir savaş veriyorum…
Başımda Türkiye yazılı bir kırmızı şapka ile, “Çalışmanın En Yücesi Ulus için Olanıdır, Kemal Atatürk”, “Sorun Bencillik Çözüm Sencilik” ve ön yüzünde “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi” arka yüzünde “Yetmiş Milyonluk Aile, Türkiye “ yazılı önlükleri giyerek, bir megafonla halka seslenerek ve “yeşili bekle lütfen”, “sağdan lütfen” yazılı pankartları kullanarak yaptığım bu çalışmaları izleyenler; “keşke herkes senin gibi olsa”, “sen ibadet ediyorsun”, “insanlık için çalışıyorsun”, “Allah senden razı olsun”. “seni çok seviyoruz” diyorlar, alkışlıyorlar…
Bodrum’un Turgutreis Beldesinde 1990 yılında başlattığım, aşağıda sözü edilen yürüyüşü yaparken konakladığım İstanbul, Ankara, İzmir, Çanakkale, Tekirdağ, Kocaeli, Yalova, Bursa, İnegöl, Eskişehir gibi illerde ve Bodrum, Ayvalık gibi ilçelerde ve farklı zamanlarda Konya ve Çorumda da yaptığım bu tür işleri hâlâ sürdürüyorum…
Türkiye Cumhuriyet Devletini dış borç yükünden (İMF Boyunduruğu’ndan) kurtarmak için bir kampanya başlatmak istedim. Bu amaçla 3 Eylül 2001 tarihinde Başbakanlığa başvurdum. Bu başvuruyla bağlantılı olarak, Bodrum’dan hareketle İzmir, Çanakkale, Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli, Yalova, Bursa, Bilecik, Eskişehir güzergâhı üzerinden Ankara’ya “yurttaşlığa çağrı yürüyüşü” yaptım.
SONUÇ OLARAK:
Geleceğin: “Çevrenin kirletilmediği, tüketim çılgınlığının sona erdiği;. Trafik kurallarının ihlâl edilmediği, sağlığa aykırı alışkanlıkların edinilmediği / varsa terk edildiği;,  Verginin kaçırılmadığı, (kul hakkının yenmediği) rüşvetin alınmadığı / verilmediği; Milli servetin korunduğu, iş ahlakına saygı gösterildiği, (Ahilik Ruhu’nun ihya edildiği)  İmar Yasası’na aykırı işlerin yapılmadığı, her şeyin devletten beklenmediği, yolsuzlukların sona erdiği Türkiye’sini” inşa etmek için varımla, yoğumla çalışıyorum.
Tanısını koymanızı, beni kurtarmanızı beklediğim hastalığım özetle budur.
Saygılarımla, 25. 01. 2012
Galip Baran
TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76 / E-POSTA: galipbaran@windowslive.com

10 Ağustos 2012 Cuma

ATATÜRK'den,,,,,,,,,

YARATILIŞ VE KAYITLAMA SİSTEMLERİ
“Tabiatta, bilirsiniz ki, hiçbir şey yok olmaz. Ne bir ses, ne bir söz, ne bir hareket… Olduğu çağ ne kadar eski veya yeni olursa olsun, bütün bu oluşlar, oldukları andaki gibi tabiat içindedirler. Bu dalgalanmada, zaman ve mesafe mefhumu yoktur. Bu gün dünyanın herhangi bir köşesinde söylenen sözü ve akis yapan hareketleri, yine dünyanın herhangi bir köşesinde aynı anda işitmek, dinlemek [ve] zaptetme’nin mümkün olduğunu görüyoruz. Yarın bizi saran tabiat unsurları içinde, binlerce ve binlerce sene evvel söylenmiş sözleri, olduğu gibi toplayıp tespit etmek imkânına elbette varılacaktır. Tabiatın bu gün için esrar dolu sinesine gireceği muhakkak görülen insan zekâsı, beklenilen hakikatleri ortaya koyacaktır.” 
Gazi Mareşâl Mustafa Kemal Atatürk
( TEBLİGAT; SADIKLAR PLÂNI; EK CİLT, SAYFA: 1)

1 Ağustos 2012 Çarşamba

bir "hedef" daha aşıldı...

''Trafik Dede'', Galip Baran 
fahri trafik müfettişi 

Bodrum'da, başta trafik olmak üzere çeşitli konularda yaptığı eylemlerle tanınan 80 yaşındaki Bilinç Üniversitesi Kurucusu Galip Baran'a fahri trafik müfettişi belgesi verildi.
Galip Baran, Otogar Kavşağı'nda gazetecilere yaptığı açıklamada, 1990 yılından beri başta trafik olmak üzere, çevre, tüketim, sağlık, vergi, iş ahlakı, milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi konularda vatandaşları bilinçli davranmaya yönlendirmek amacıyla bazı çalışmalar yaptığını söyledi.
Vatandaşların trafik kurallarına uymaları için özellikle 1996 yılından sonra çalışmalarını artırdığını anlatan Baran, etkinliklerinin sadece Bodrum ile sınırlı tutmayıp İstanbul, Ankara, Konya, Çorum ve Antalya gibi illerde de çalışmalar yaptığını kaydetti.
Muğla İl Emniyet Müdürlüğü'ne yaklaşık 2 yıl önce fahri trafik müfettişi olmak için başvurduğunu belirten Baran, ''Emniyet Müdürlüğü başvurumu değerlendirmiş ve kabul etmiş. Bizden trafik kurallarına uymayanlara yakalanma duygusu uyandırmamızı istediler. Kurallara uymayanlar için caydırıcılık yaratmamız istendi'' dedi.
Baran daha sonra üzerinde ''sağdan lütfen'', ''yeşili bekle lütfen'' yazılı pankartları kullanarak, kavşakta vatandaşları trafik kurallarına uymaları konusunda uyardı.
Bu sırada kırmızı ışıkta geçen Şakir Sarı isimli turist rehberini durduran Baran, Sarı'ya,  kırmızıda geçtiği için, ceza olarak ''sağdan lütfen'', ''yeşili bekle lütfen'' yazılı pankartları verdi ve kırmızıda geçenlere göstermesini istedi.
Sarı ise yaptığı hatanın cezasını çektiğini belirterek, Baran'ı takdir ettiğini söyledi. 
Bu sırada çevredeki turistler de Baran'a destek verdi.
Galip Baran daha sonra üzerinde, ''Yayalarla ilgili kırmızı ışık kuralını ihlal ediyorsan demokrasi kavramından bihaber, bencil ve bilinçsiz bir varlıksın bilesin'' yazılı kağıtları yayalara ve sürücülere dağıttı. (a.a., 01.08.2012)  

4 Haziran 2012 Pazartesi

BİLİNÇ ÇAĞI'NA BAKIŞ VE UBUNTU!...

ATA-TÜRK'ÜN ANNESİ ZÜBEYDE HANIM
"BİRLİK", "BİZ' LİK", "BİLİNÇ" VE "BARIŞ" İÇİN: UBUNTU

25 Nisan 2012 Çarşamba

Dalai Lama,

“Gerçek barışa, ancak 'kişisel barışla' varılır.”
(Cumhuriyet/ 6. 07. 1994)* 
‘Nobel Barış Ödülü’ sahibi, Tibet’in sürgündeki Budist Lideri Dalai Lama “ Dünya evimize benzer. Evrende başka bir ev bulma olanağımız- en azından yakın bir gelecekte- yoktur. Onun için yalnızca kendi kuşağımız için değil, gelecek kuşaklar için de bu evimize iyi bakmamız gerekiyor.” Dedi.
Cumhuriyet’in “3.Binyıl’a Doğru” projesine ‘Çevre ve Ahlâka Budist Yaklaşımı’ başlıklı bir yazı ile katılan Dalai Lama’nın makalesini özellikle bugün yayımlayarak kendisinin 59.doğum yıldönümünü de kutlamış oluyoruz.
‘Dalai Lama’ unvanına sahip Tenzin Gyatse, “Dünyadaki canlıların içinde akıl ve konuşma yeteneğiyle ödüllendirilmiş tek canlı türü olan insanoğlu, çevreyi ve eko-sisten içinde yer alan tüm türleri korumakla yükümlüdür” diyor.
Dalai Lama; Budizm inancına göre gerek çevre gerek içinde yaşayanların şu beş ana maddeden oluştuğunu belirtti: “Toprak, su, ateş, rüzgâr ve boşluk, yani uzaydır. Bu beş ana maddeden ötürü, doğal çevreyle içinde yaşayan, duyan, hisseden canlılar arasında çok yakın karşılıklı ilişkiler vardır. Budist öğretisine göre en iç bilinç ‘yaratıcı’nın ta kendisidir.”
Dalai Lama, “Yalnız öteki insanlarla değil, tüm canlılarla ve çevremizle de çok nazik ve şiddetten uzak ilişkiler kurulması gerekir. Bu, bence bir ahlâk sorunu değil, yaşamımızı sürdürebilmemizin  koşuludur. Yalnız bu kuşağın değil, ileriki kuşakların da yaşamını sürdürebilmesinin koşuludur.” diyor.
“Bilim ve teknoloji insanoğlunu ve dünyayı tutsak etmemelidir.” diyen Budist Lider, “Nadir olduğunu bildiğimiz birçok doğal harikalar, hayvanlar, bitkiler, böcekler, hatta mikroorganizmalar gelecek kuşaklarca hiç tanınmayacaklar.Gelecek kuşakların da onları bizler gibi tanımasını istiyorsak, hemen harekete geçmemiz gerekiyor” diye yazdı.
‘İnsan aklı’ ya da  ‘bilinci’nin, ‘insan kaynaklı sorunların çözümünün anahtarı’ olduğunu söyleyen Dalai Lama, “Dünyada gerçek barışa kişisel barışla varılabilir. Burada kişinin  sorumluluğu çok açıktır; çünkü önce kişinin öz benliğinde bir barış havası yaratılmalı, sonra bu, aileye, topluma ve giderek dünyaya yayılmalıdır.”
Doğaya özen gösterilmesi durumunda “o zengin, verimli, ve bitmez tükenmez bir kaynak olur” diyen Dalai Lama ‘yaşam’ı şöyle dile getirdi:
“Çevreyi korumak yalnızca dünyayı değil, aynı zamanda öteki canlıları korumak anlamına geliyor. İnsan gibi çok gelişmiş türlerden ya da daha basit türlerden hayvanlar da olsalar, tüm canlılar barış, huzur ve güven ararlar. Yaşam, ‘dilsiz’ hayvanlar için de--her hangi bir insan için olduğu kadar- değerlidir.”
(*) :  Bilinçolog Galip Baran arşivinden